Yaşadıklarımız, algılarımız

Yaşadıklarımızın yüzde onu başımıza gelenler, kalanı bizim algımız ve bizim yansıttıklarımızmış...

Hastalık da bizim için, ölüm de. Aşağıdaki videoda yaşamı da, hastalığı da, ölümü de yiğitçe karşılayabilen bir "insan"ın kendi ağzından öyküsü. "Son ders" diyor kendisi de. Beni çok etkiledi, size de ilginç gelebilir.

Bir gelenek olarak öğretim üyelerine, farz edin ki ömrünüzün sonundasınız ve bu son dersiniz olsa ne anlatırdınız diye sorulup, ders anlattırılırmış. Bu sefer farz edin ki değil, gerçekten pankreas kanserli, bir bilim adamının durumunu bilen; ama, yaşamaktan vazgeçmeyen bir bilim adamının, son ders niyetiyle anlattığı eski bir ders...

Bu dersi son ders diyerek bir çok yerde tekrarlamış gerçi... Ama, aşağıda Türkçe seslendirmesi ile yayımlanan konuşmadan 8 ay sonra evinde vefat etmiş. 

Evet eski bir olay, 2005... Sanki bugünler de çok kısa bir süre sonra eski olmayacak mı?

Yaşam ne yaşadığınız değil ne algıladığınızdır, öyle değil mi?

https://www.youtube.com/watch?v=DbebFhAfLv0