Meslek Yaşamım


Tıp doktoru olunca ilk mecburi hizmet yerim Giresun ili, Tirebolu ilçesi, Doğankent Sağlık Ocağı oldu. Samsun Tabip Odası Meslekte 30. Yıl Ödül Töreni, 14 Mart 2012' den yani, üstteki fotoğraftan 30 yıl önceydi.

İdealist bir memur, ama acemi bir amir olarak iki yıl çalıştım o nahiyede (şimdi ilçe). Köy köy aşılama çalışmaları, ev dışında olan tuvaletlerin sıhhi tuvaletler haline getirtilmesi, poliklinik çalışmaları rutin görevlerdi. Öte yandan, Verem Savaş Haftası'nda kahvede insanları bir süreliğine durdurup eğitim yapmam, ortaokulda sağlık bilgisi derslerinde doğum kontrol yöntemlerini anlatmam, epeyce toy, ama oldukça radikal eylemlermiş. Meğer benim "durun ben verem anlatacağım" deyip eğitim yaptığım o kahvelerde illegal kumarlar oynanır, büyük paralar döner, jandarma zaman zaman baskın yaparmış. Benim ortaokul öğrencilerine gebelik süresini hesaplamak için kullanılan formülü sınav sorusu olarak sormamı, öğretmenler birbirlerine gösterir kıs kıs gülerler, müfettişlerden saklarlarmış.

Ama ben çok yıllar sonra oralara gezmeye gittiğimde, o dağların yamaçlarındaki dağınık evlerdeki genç hanımların benim öğrettiğim gerçekten gerekli bilgilerle yaşadıklarını, kendi yaşamlarına o bilgilerle sahip çıkabildiklerini düşünüp, içten içe gururlanmıştım. 

Sağlık ocağında amir olarak çalışırken, mesaiye beş on dakika geç kalanı görmeyeyim diye, on onbeş dakika oyalanır geç giderdim. Yine de benden sonraya kalanlar olunca, ertesi gün az daha gecikirdim. Sonra baktım ki onların geç kalışının gerekçesi benim geç geliyor olmammış. Ben bu eşikte iş disiplini beklerken sonradan öğrendim ki, o sağlık ocağında hemşire forması, ebe forması, sekreter forması benden önce pek giyilmezmiş.

Sağlık ocağının bahçesine 30 kamyon kadar toprak döktürdüm. Sanırım yol yapımındaki müteahhitlerden rica etmiştim. Çim ektirdim, çiçek ektirdim, akşamları sulardım. Süs havuzu yaptırdım. Ağaçlar diktim. 15-20 yıl sonra günübirlik geçerken uğradığımda, her ne kadar bahçe bakımsızlaşmışsa da, o kocaman ağaçları görmüştüm. Birkaç yıl önce ise, sağlık ocağının yerine polis karakolu yapıldığını, bahçenin ağaçlar da dahil yok olup asfaltla kaplanmış olduğunu görünce artık ziyaret edecek birşey kalmadığı kanaatiyle döndüm oradan. Hayat bu...

Cerrahpaşa'daki asistanlığımda evli, çocuk sahibi, askerliğini yapmış, hekimlik tecrübesi olan bir asistan olarak diğer asistan arkadaşlarımdan farklı bir yerim vardı hocalarımın gözünde. Kimisinden az öğrendim, kimisinden çok... Kimisinden yapacaklarımı öğrendim, kimisinden yapmayacaklarımı. Umarım haklarını helal etmektedirler.

Akademik yaşamım Ondokuz Mayıs Üniversite'sinde başladı. Kadın-Doğum kliniğinin her kademesinde çalıştım. Kendimce üzerime düşeni yaptım. Hafta aşırı dönüşümlü olarak haftalık icapçı nöbetlerini yaklaşık beş yıl tuttum. Bazen gecenin bir yarısı ıssız yollarda tek başına gelip, tan ağarırken eve dönerken, hiç tanımadığım bir insan için çabalamış olurdum. O özel anlarda, yeryüzünde "o hasta için, o anda, tek insan" olmanın tuhaf bir onurunu, belki de kibrini yaşardım.


İlk multidisipliner konseylerimizin bir kısmı, benim ve akranlarımın kıdemleri yetmediği için, azarlandı, devam edemedik. Bir kısmı büyüyerek, kurumsallaştı, diğerleri de yıllar sonra tekrar başladı, şimdi kurumsallaştı.

Yıllar önce bir sempozyum veya kongre organize etmeye çalıştığınızda şimdi eksik olmadıkları için farkında olunamayan imkanlar yoktu. Örneğin, Ankara'dan ve İstanbul'dan gelen hocalarımızın katkılarıyla yaptığımız sempozyumun yeri, şehirdeki DSİ toplantı salonu idi. Öğretmenevi'nde konaklatabilmiştik. O gece de Öğretmenevi'nde sular kesik imiş. Şehirdeki eski havaalanına uçak inişi hava koşulları nedeniyle her zaman mümkün olamadığı için uzun vadeli bir plan yapılamıyordu.

Çarşamba havaalanı açıldı. Danimarka'dan, Almanya'dan misafir cerrah davet edebildik. Yurt içinden bir çok katılımcı geldi. Üniversitemizin Kongre ve Kültür Merkezi açılmıştı. Ameliyathaneden naklen yayın yapabilmek için Samsun'da ekip yoktu. O zaman Samsun'da yayın yapan özel bir TV aracılığıyla İstanbul'dan gelen ekip ve ekipmanla  bir Uluslarası Katılımlı Sempozyum yapmıştık. Yıl 1999 veya 2000'di sanıyorum.

2003 yılında profesör kadrosuna atandıktan sonra muayenehane açtım. 2009'da kapatıp tam gün olarak üniversitede çalışmaya başladığımda kayıtlı 8600 civarında hastam vardı. Hiç hakkını helal etmeyen olmuş mudur? Umarım yoktur, ama herhalde vardır. Bilerek kimsenin hakkına girmediğimi zannediyorum. Şimdi kalabalık bir ortama girdiğimde, çoğunun simasını hatırlayabildiğim, can-ı yürekten gülümseyen anne-babalar yaklaşıyorlar, yanlarındaki çocuklarını gösteriyorlar, doğumlarını yaptırdığım... Kimi bebek arabasında, kimisi kocaman gençler... Henüz doğumunu yaptırdığım bebekler hamile olarak gelmeye başlamadılar. Zaten öyle olunca bir kadın-doğumcunun emeklisi gelmiş demekmiş :-)

Sonra 2 yıl Anabilim Dalı Başkanı olarak görev yaptım. Samsun çok da büyük değil. Herkes herkesin ne yaptığını biliyor...

O süre içinde 2012 rektör adayı belirleme seçiminde demokrasinin bir gereği ve hakkı olarak aday olarak ortaya çıktım, bine yakın öğretim üyesinin tercihine talip oldum. Seçimde öğretim üyelerinin % 3,5 kadarı bana oy verdiler. Yüzde 80 kadarı mevcut rektöre ve beraber yola çıkıp 4 yıl beraber yönetimde bulundukları rektör yardımcısına, yani iki "kuvvetli" adaya oy verdiler. Ben nasıl yorumladım? "Memleketimin mutlu çoğunluğu" dedim içimden... "Hayatımın kalan kısmını bana ve aileme bahşettikleri için" teşekkür ettim yine içimden... Bunlar duygularım. Mantığım ne dedi? "Demokrasi, seçildiğin zaman da, seçilmediğin zaman da ortaya çıkan iradeye saygılı olmayı bekler. Seçilen rektörümüzdür. Tebrik eder, başarılar dilerim." Ben de öyle dedim.

Sonrası akademik yaşamıma devam ettim... Yukarıdaki resim de o günlerden kalma...

Ve nihayet 2018 Şubat ayında üniversitedeki devlet memurluğu görevimden emekli oldum. Alacaksa alacak, verecekse verecek... Ödeştik diye hissettim. Artık alacak da verecek de kalmadığına göre dedim. Ve 2015 yılından beri kısmi zamanlı olarak çalışmakta olduğum Medical Park Samsun Hastanesi'nde tam gün çalışmaya başladım.




Yaklaşık 27 yıldır referans olarak gönderilen gebe ultrasonlarından şimdilik Samsun'da serbest çalışan başka Perinatoloji uzmanı olmadığı için elimi pek çekemedim. Ama mesaimin tamamına yakınını VM Medical Park SamsunTüp Bebek Merkezi'mize ayırdım.

Güleryüzlü, güvenilir, titiz bir ekip oluşturdum. Bu güzel ekiple mutlu bir iş yaşamım oldu. Onları mutlu gördükçe ben huzur buldum.

Onlarla beraber yüzlerce, daha doğrusu binlerce çiftin anne baba olma çabalarına yardımcı olmaya çalıştık. Elbette bir çoklarında
çaresiz kaldık. Ama yüzlerce kadının anne, yüzlerce erkeğin baba olma mutluluklarında yanlarında idik.

***

Zaman... Bazen umduğunuz, bazen ummadığınız yollar açıyor.

Samsun'daki tüp bebek merkezimizde ülke çapında belli bir yerlere gelince, hedeflerimizi büyütmek istedik... İstanbul Aydın Üniversitesi VM Medical Park
Florya ve VM Medical Park Pendik hastanelerinin tüp bebek merkezlerinin danışmanlıklarını üstlendik. Ne diyelim? Allah utandırmasın...

Oralarda da güçlü, tecrübeli ve mutlu ekipler kurmaya çalıştım. Özellikle erkek infertilitesi ağırlıklı bir çalışmayı hedefledik.

***

Kendimce oluşan birikimimi internet ortamında infertilite konusunda bilgi arayan herkesin ücretsiz erişebileceği annebabaoluyoruz.biz sitesinde yayınlıyorum.

Bu sitede amacım, infertilite sorunu yaşayan insanların, okuduklarını daha iyi anlayabilecekleri, doktorları ile konuşurken kendi tedavi seçenekleri konusunda daha bilinçli katkıda bulunabilmeleri...

Günlük yaşam tarzımızda bize basit görünen, ama çok önemli yanlışlarımıza ayna tutacak bir test sistemi hazırladım. Kendi sağlıklarına sahip çıkmak isteyen herkesi davet ediyorum. Tek bir şartım var. Gerçek ve samimi bir birey olduğunuzu anlayabilmem için gerçek bir telefon numarasını ve e-posta hesabınızı sistemin kontrol etmesine izin vermeniz. Sonrası sizin motivasyonunuza kalmış... Sağlığınıza sahip çıkar mısınız? Kulağınızın üstüne yatar mısınız? Siz bilirsiniz...

***

Bin dokuz yüz doksan dokuz yılında yazıp yayınladığım Kısırlık Tüp Bebek Hasta Kılavuzu isimli kitabımı pdf formatında sitemin kitaplar bölümünde sevdiğim-tavsiye ettiğim kitaplar arasına koydum.  Ücretsiz olarak isteyen okusun, isteyen istediklerine dağıtsın diye... İçindeki bilgiler çok yeni değil ama, temel bilgiler çok değişmedi. Yumurta yine aynı yumurta, sperm yine aynı sperm... Eskiden çeşmelerin üzerinde yazardı. Hayrat diye. O da rahmetli annemin hayratı olsun... 

****

Zaman
... Meslek yaşamımın devamı/sonu için bakalım bundan sonrasına ne diyecek?